
Başlangıç notu: Parantez içinde sizlere sunduğum deyimler, aşağılık duygusu içinde bulunan beyin fukaralarınca kullanılan ifade biçimleridir.
Milli bütünlüğümüz gibi Türkçemiz de büyük bir tehdit altında. Bunu kısa ve öz olarak değinmek isterim.
Tsunami: Japon dilinde “Denizin yüzünde çok büyük ölçüde karışıklıkların ya da denizaltı depremlerinin ortaya çıkardığı, çok uzun deniz dalgası” olarak kullanılan bir terimdir.
Yakın geçmişte bu doğa olayının çok büyük ölçülerde mal ve can kaybına neden olduğunu üzülerek izledik.
Hepinizin bildiği gibi, tsunami ve birçok yabancı terimlerin, deyimlerin kullanımı, sözde sahte bilgiçliğin (entelliğin) göstergesi olduğu için, özellikle sahte aydın (entel) geçinenler, kendilerini üstün görme sevdasında olanlar daha iyi anlayabilsinler diye, bu yazımı bu tür terim ve deyimlerle kaleme almamı umarım anlayışla karşılar ve hatta bu terim ve deyimleri kullananların, aslında kibarlık budalası, beyin fukarası olduklarını fark ederek hallerine gülersiniz.
Türk Dil Kurumu sözlüğünde “tsunami” teriminin anlamı yukarıda belirttiğim gibi açıklanmış, yani kısaca “çok uzun deniz dalgası”, “olağan üstü büyüklükte deniz dalgası” olarak biz kendi Türkçemiz ile bu doğa olayını ifade edebiliriz. Doğrusu da sanırım bu olacaktır.
Bizleri asıl yaralayan, hükümet yetkilileri, konularında uzman olan sözde akil adamlar, politikacıların ve daha birçok kişinin konuşmalarında ve beyanatlarında, radyolarda, yazılı ve görsel basında yabancı terim ve deyimlere sürekli yer vermeleri olmaktadır. Bizleri yaralamasının nedeni ise, belli mevkie gelmiş, sorumluluk sahibi ve halka örnek olması gereken bu kişilerin ağızlarından çıkan yabancı kökenli kelimelerle düştükleri gülünç durum değil midir?
Bu gülünç duruma düşenler arasında, sanatçılar, iletişim ve yayın organı (medya) görevlileri, görüşüne başvurulan normal kamu görevlileri de var tabii. Tesadüfen birkaç İngilizce veya başka bir yabancı dil biliyorlarsa bunu, kendisini dinleyenlere gösterebilmek için, dillerinin döndüğü kadarıyla, ifade ettikleri konuda, kullanacakları cümlenin içeriğinde yabancı terim ve deyimlere yer verirler. Sanırım karşısındaki kitlelerin onlar için “ vay be adama bak ne güzel konuşuyor, kesin yabancı lisan biliyordur, bu adamı anlamak için profesör olmak gerekir” filan diye düşündüklerini zannediyorlardır, bu aşağılık karmaşası (kompleksi) içinde olan çokbilmiş beyin fukaraları...
Bilim dallarının, dünya üzerinde ortak kullandıkları, özel olarak kullanılan terimleri (terminolojisi) vardır. Parantez içinde sizlere sunduğum deyimler, bu aşağılık karmaşası içinde bulunan beyin fukaralarınca kullanılan ifade biçimleridir. Bilim dallarında kullanılan özel terimlerinin dahi Türkçemizde karşılıkları, ifade edilebilecek sözcüklerimiz bulunabilir. Bilgisayar terimi olarak kullanılan indirme (download). Yükleme (upload), biçimlendirme (formatlama veya format atmak) gibi...
Gençlerimiz arasında da yabancı kökenli basit yabancı halk kitlelerinin kullandıkları birçok kelimeler maalesef kullanılmaktadır. Hoşça kal (bye/bay), vay be..! (vauuav), aman Allah’ım (oh! my god/oo may gad), ve daha nice anlamsız ve özenti ile kullanılan saçma sapan kelimeler...!
Espritüel: (Fransızcadan gelen ve sık kullanılan bir kelime. “Yerinde ve zamanında, güzel ve hoş karşılanan, ince anlamlı, düşündürücü söz söyleyen, nükte yapan kimse..”)
Seksi: (İngilizceden gelen bir kelime. “Cinsel çekiciliği olan.”)
Finansman: (Fransızcadan gelen bir kelime. “Bir girişime işleyebilmesi, gelişebilmesi için gereken para ve krediyi sağlama işi.” Biz bu kelimeye karşılık olarak kısaca “Bir girişim için kaynak temin etme” olarak pekala ifade edebiliriz. Buradan yola çıkarsak;
Finansör: “Bir giriş için gerekli kaynağı temin eden kişi” diyebiliriz.
Tekstil sektörümüzce üretilen giysiler üzerinde ki, kültürümüzle uzaktan yakından ilgisi olmayan konulara atıfta bulunan yazılar, resimler v.b. gibi...
Firmaların isimleri ve tabelalarda yer alan anlamsız ifadeler... Kaş yerine Kash yazılması ve daha niceleri...
Fakat, yabancı kökenli kelimeleri kullanmak, bulunulan ortamda bir değer kazandırır düşüncesi ile hareket edilirse, tabii ki karşımızdakiler tarafından ne kadar beyin fukarası olduğumuz fark edilecektir. Bunun bilincine varılırsa, sanırım Türkçemize hakkını vererek dilimizi arındırmada üzerimize düşen görevi yerine getirmenin huzurunu yaşarız.
Lütfen; yabancı terim, deyim ve kelimelerden arınmış sade Türkçemizi kullanarak, kendinizi “beyin fukarası”, “sahte aydın” (entel) damgası yemekten kurtarınız.
Bırakınız dileyen, Arapça, Kürtçe, Ermenice, her nece istiyorsa o dili öğrensin ve konuşsun, bizlere düşen görev öz dilimiz olan Türkçeye sahip çıkmaktır ve bu en kutsal görevlerimizden birisidir.
Cenan AKPINAR
Antalya Tüketiciler Birliği
Kültür Sanat Sorumlusu