
- Diyelim ki, tek yönlü olan Teoman Paşa caddesine tersten girdiniz… Yanınızda, acil hastalık numarası yapacak biri varsa dert etmeyin. Her ne kadar hastaneler de ters yönde olsa da bu numara oldukça geçerlidir ve polise yutturma şansınız oldukça yüksektir.
-Şarampol veya Lara alt geçit tüneline girdiniz ve farlarınızı yakmadınız… Helal olsun size, zaten tünelden sonra söndüreceksiniz, değer mi, iki defa zahmete. Arkandaki araç seni fark etmemiş… Görseymiş, onun seni görmesi için far yakmaya mecbur musunuz canım…? Merak etmeyin, far yakmadınız diye ceza da yemezsiniz.
-Bahçelievlerde, Güllük ve Şarampolün daracık ara sokaklarında dükkan önlerinde gördüğünüz, içi boş- dolu teneke kutular, çiçek saksısı değildir dikkat edin. Bu saksılar, dükkan sahiplerinin, belediyenin halka açık kaldırımını ve sokağını otopark için engelleme ve kendi dükkan önü için gasp etme saksılarıdır. Yanlışlıkla, saksıları itip de araç park etmeyin yoksa size de aracınıza da gününüzü gösterirler. Saksılara dikkat edin, bu saksıları başka bir ülkede göremezsiniz, yanında bir hatıra fotoğrafı çektirmeyi unutmayın. Bazı zengin dükkan sahipleri de, “ Buraya park etmek yasaktır” diye renkli levhalar yazdırmıştır. Sıkıysa park edin. O sokağın devleti de belediyesi de trafik polisi de onlardır, ilişmeyin?…
- Spor bir araba, havaalanına doğru yılanvari hareketlerle sağdan soldan herkesin önüne geçiyorsa, boş verin hatta selam verin geçsin, gençtir, sinyal vermeyi unutmuş olabilir?. Zaten bu suçun ne ispatı ne de cezası vardır. Polisimiz, trafik kontrolü diye işaretlenmiş belli noktalarda statik kontrol yaptığı sürece, böylesi suçlar havada kalacaktır.
- Yüzüncüyılda ve Konyaaltı Atatürk Bulvarında sakın otopark falan aramayın, alt tarafı beş dakkalık bir bankamatik işi için otopark mı aranır canım?. Trafik polisi anlayışlıdır, sizi beş dakka idare eder elbette. Anonsu duyunca gelir, çocuğa ilaç alacaktım, para çekmek zorundaydım deseniz yeter. Girin otobüs durağına, ister yan girin, ister dikey… Kapatın otobüs durağını, beş dakkalık sizin olsun. “Bir kediniz bile yok” ya, hiç değilse devre mülk gibi, bedava bir otoparkınız olsun. Antalya’da otobüs durakları bedava otoparktır. Otobüs bekleyenler bön bön baksa da, hatta biraz homurdansa da, aldırmayın, hatta diklenin ne oldu yani gibisine. Zaten yalnız değilsiniz ki, en azından beş-altı şoför, sizden evvel park etmiştir otobüs durağına. Sadece başkan Akaydın’a ulaşırsanız, şehir içindeki otobüs duraklarını, otopark olarak kiraya vererek belediyenin bütün borçlarını bir yılda ödeyebileceğini hatırlatın yeter… Milliyet-Akdeniz’in 29.Ocak 2010 tarihli haberine göre “ Mustafa trafiğe çekidüzen ver ” diye uyardığına göre, Antalya’mızın kent içi trafik sorunu sayın Deniz Baykal’ı bile üzmüş.
Trafik, sadece Antalyanın değil ülkemizin kronik bir sorunu. Trafik konusunda Türkiye, tam bir özgürlükler ülkesi. Özgürlükler ülkesi dediysek, öyle her konuda değil elbette ama trafik düzeni deyince, “ölümüne bir özgürlük” vardır bu ülkenin yollarında, kaldırımlarında ve trafik lambalarında. Trafik polislerimizde, halden anlayan, idare etmeyi bilen, hatalarımızı megafonlu uyarılarla düzelten arkadaşlardır. Amirleri hangi trafik kuralı ihlaline denetleyin dediyse, sadece o hatayı görürler, emniyet kemeri kontrolü yapan ekibin önünden kırmızıda geçseniz de olur, çünkü o gün ve o saatte sadece kemer kontrolü vardır. Halbuki polis, Avrupadaki gibi, seyir halindeki trafikte, bütün kuralsızlıklara ceza yazabilmelidir. Trafik kazalarında her yıl 3500 ölüm ve yüz elli bin yaralımız oluyormuş…
Eee, ne diyelim yani, onların kaderi de trafikte ölmekmiş ?. Allah rahmet eylesin…(!)