Künye   |  Bize Ulaşın   |  Giriş Sayfam Yap   |  Sık Kullanılanlara Ekle
ANTALYA



1.52
1.93
60,608

Günlük falınızı Okuyun

Astroloji.org 'un desteğiyle



En Çok Okunanlar


ŞANS OYUNLARI









Antalya Haberler Antalya ve Batı Akdeniz Bölgesi Güncel Haber Sitesi
*****
Antalya Haberler
ANHA Abonesidir.
*****
Önemli Uyarı:
Sitemizde yer alan haber ve resim izinsiz kullanılamaz.Ancak kullanılan haberin sayfasına link verilmek şartıyla alıntı yapılabilir.
*****
Sitemizde yayınlanan köşe yazılarının sorumluluğu yazarlarına aittir.

REKLAM
bilgi@mertmedya.com



Antalya Hakkında Bilgi

Antalya İlanlarını Sitene Ekle

Antalya İş İlanları

boya

Estetik

Prefabrik

Prefabrik

Kemal GÜNEŞ

Dağlarda

Kemal GÜNEŞ

guneskemal@gmail.com

10 Kasım 2009
font boyutu küçülsün büyüsün


Bozyaka'ya Çıkış


    Devlet Su İşleri 131. Şube'de inşaat başmühendisliğinden
    --Zırlankaya ve Deniztepesi sulama alanlarının havadan fotoğrafları lazım, çekebilir misin? diye sorulduğunda kendilerine:
    --Her iki sulamanın da yüksek rakımdan iyi fotoğrafları kuzey cephelerindeki Bozkaya'dan alınabilir, demiş, 06.11.2009 Cuma günü DSİ görevlilerinden EDİP KARAMIK ve şoförümüz BOZKURT KAĞAN ile birlikte Bozkaya'ya hareket etmiştim

    BOZKAYA HAKKINDA
    Bozkaya Batı Toroslar içerisinde, Antalya-Serik ovalarının kuzeyinde, Serik'in Kızıllar Köyü'nün Çakallar Mahallesi havzasında bulunuyor; yüksekliği 756 metre. Kızıllar'dan ani yükselişle, sarp kayalıklar halinde 756 metreye ulaşan Bozkaya'nın etekleri kızılçam ormanlarıyla kaplı. Yükseldikçe kızılçamlar yerlerini yabani zeytin, meşe türleri ve dağ çileği de denen sandal ağaçlarına bırakıyor.Yabani zeytinler küçük de olsa meyve verdiğinden çobanlarca toplanıyorlar. Dağ çilekleri karbon açısından yüksek kalorili oduna sahip. O nedenle eskiden pide-lahmacun fırınlarında yakacak olarak kullanılıyorlardı; ancak doğalgaz kullanımı yaygınlaştırılınca dağlardan kesilmeleri yasaklandı.
    Bozkaya'nın tam zirvesinde orman yangınları gözetleme kulübesi var. Evvelce yolu yoktu; fakat geçtiğimiz birkaç yıl öncesinde kulübeye kadar yol açıldı. Bir zamanlar kaya tırmanışlarının da yer aldığı bir dizi dağcılık tekniği ile çıkılabilen Bozkaya'ya artık yoldan çıkmak mümkün.
Bozkaya'ya karayolu ile ulaşım için Serik'in Etler ve Gökçepınar köylerine giden yola girmek gerekiyor. Bunun için de, Antalya'dan Serik'e gelmeden dönülen Çandır beldesine sapmak gerek. Çandır'dan itibaren Alacami köyü'ne gidilmeli, oradan Gökçepınar istikametine devam edilmeli.Etler Gökçepınar'ın ilerisinde ve Bozkaya ile hiç ilgisi yok; fakat adı ünlü; çünkü 2003 metrelik Ovacık(Ufacık) Dağı'na oradan çıkılıyor.

    DSİ'DEN HAREKET
    6 Kasım Cuma günü üç kişi DSİ'nin aracıyla hareket ettik. Serik yolunda 30 km kadar gittikten sonra Çandır sapağından beldeye saptık. Çandır'da film stüdyoları bulunuyor. Omar Sheriff, Cem Yılmaz'ın başrollerini oynadığı bazı filmlerin çekimleri burada yapıldı.
    Çandır'ı geçip Pınarcık(Piynarcık) Köyü yakınlarından Alacami'ye döndük. Alacami'den dağlara vurmamızla Bozkaya ulaşım rotasına girmiştik. Buradan sonra dikkat etmemiz gerekiyordu; çünkü orman kulübesi servis yolu anayolun belirli bir noktasından ayrılıyordu.
    Yolda ilerlerken bazı sapaklar karşımıza çıkmadı değil; fakat işlevsizlikleri bizi yanıltmıştı. Birkaç da ev geçmiştik; derken orman yangınları için yapılmış bir havuz gördük. Buradan ilerideki sapaklar bizi ilgilendirmiyordu; çünkü Bozkaya'nın eteklerinden tamamen uzaklaşmış oluyorduk.
Yangın havuzunun ilerisinde iki ayrı yol sapağı gördük. Ekibe döndüm:
    --Bunlardan biri olabilir, keşke soracağımız birisi olsaydı!
    Bozkurt Kaan:
    --Bence sapaklara girmeden anayolda ilerleyelim, birisine mutlaka rastlar ve sorarız.
    Edip Karamık:
   --Bence de öyle.
   --Tamam arkadaşlar öyle olsun.
Havuzun biraz ilerisindeki çalılıkların içinde bir yerlerde Aspendos'a su taşıyan su yoluna ait kalıntılar olmalı diye aklımdan geçirdim. En son 2000 yılında iki Hollanda'lı ile gelmiştim. Aspendos su yolları ile ilgili tez hazırlıyorlardı. O zaman kendilerine, dağı delen tünelin gözlem bacalarından birini göstermiştim ki bana da yıllar evvel bir çoban göstermişti. Şu an onu aramaya vaktimiz yoktu. Beraberimdekilere sadece:
--Az ileride Aspesdos su yolunun kalıntıları var ama daha sonra bakarız, dedim.
Tekrar aracımıza binip Gökçepınar istikametinde ilerlemeye başlamıştık ki mobiletli bir delikanlı karşımıza geldi, hemen işaret edip durdurduk, durunca sordum:
--Merhaba, bizler DSİ'den geliyoruz.Bozkaya'daki orman kulübesine çıkacağız fakat sapağı bilemedik. Şu az ilerideki havuzun yanındaki iki sapaktan biri olabilir mi?
Mobiletli delikanlı:
--Hayır oralardan değil.
--Peki nereden?
--Beni takip edin, göstereyim.
Mobiletli önde biz arkada, geldiğimiz yolu geriye doğru izlemeye başladık. Mobiletli genç havuzu geçip aşağıya inmeye devam etti, biraz sonra bozuk bir sapağın önünde durdu:
--İşte bu sapak
--Çok teşekkür ederiz sana
--Bir şey değil, eyvallah.
--Güle güle.

    ORMAN KULÜBESİ SERVİS YOLUNDA
     Servis yoluna saptık; aracımızı sürdük. Yol fena sayılmaz; ancak arazi vitesi olan araçlar için uygun. Kullandığımız pick-up'un arazi vitesi yoktu. Bir süre sonra hem diklik, hem de küçük çakıl taşlarının oluşturduğu kaygan zemin yüzünden yokuşu tırmanamadı. Bu noktada Bozkurt'a döndüm:
--Sen ve Edip Karamık burada kalın, ben kalan yolu yürüyüp zirveye ulaşayım, oradan sulama alanlarını fotoğrafladıktan sonra dönerim, dedim. Elime anorağımı aldım; zirvedeki kulübeye doğru yürüyüşe koyuldum.
     Bozkaya'ya ilk kez 24 ocak 1993'de tırmanmıştım. O tarihte zirvede gene kulübe vardı, fakat yol yoktu. Kızıllar Köyü'ne gelmiş, arabamı uygun bir yerde bıraktıktan sonra çıkışa geçmiş, önce orman yürüyüşü derken zamanzaman kaya tırmanışlarıyla aştığım rotada kayalık tepe-sırtına ulaşıp bıçak gibi keskin kayalardan dikkatle geçerek kulübeye varabilmiştim. Şimdiyse yoldan rahatça yürüyerek ilerliyordum.
Bir ara kocaman bir tırtıl gözüme ilişti. Siyah olup üzerinde beyaz benekler, sırtında da kırmızı-sarı çizgisi bulunan tırtılın kuyruk kısmında da irice, dikenimsi boynuzu vardı. Mevsim itibarıyla toprağa girmeye çalışıyordu; orada koza örüp pupa olacak, sonra da kelebeğe dönüşecekti. Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi'nde okurken 4. sınıfta bölümlere ayrılmayı takiben ''Bitki Sağlığı'' nı seçmiş, bölümde tarımsal bitkilere zarar veren böceklerin okutulduğu ''Entomoloji'' dersine çok ilgi duymuştum. Ne yazık ki memuriyetim dönemimde bu alanda çalışma fırsatı bulamamış, DSİ'ye girmek zorunda kalarak bambaşka ziraat dalında hizmet vermiştim. Gene de bir böcek veya larvası gördüğümde merak etmeden yapamıyor, familyasını bilemesem bile takımını çözüp eski günlerimi anımsıyordum.Tırtılın kelebek olacağına hiç şüphe yoktu. Keşke türüne kadar çıkartabilseydim!
Yolboyu yabani zeytin ağaçları, meşelik makiler ve yabani çilek ağaçlarını seyrettim.Bir ara koyun sürüleri önümden geçti. Kurt olmadığından koyunlar özgürce dağda dolaşabiliyorlardı. Kulübe görünmüştü. Bir süre sonra oradaydım.


BOZKAYA ZİRVESİNDE
Bozkaya'nın doruğunda çok güzel manzaraların varlığı sözkonusu. Güneye baktığınızda Antalya-Serik ovaları, içlerindeki Zırlankaya ve Deniztepesi sulama alanları, daha ötelerde Akdeniz gözlerinizin önünde. Yerini bilebilirseniz ormanların arasında Alacami yakınındaki DSİ pompaj istasyonunu farkedersiniz. Sulanan alanlarda ya sera veya damlama sulamalı açık tarlalar var.Damlama sulamayı 1989'da ilk kez Yunanistan'da görmüştüm. Üzüm bağları sulanıyordu. Türkiye'ye geleli birkaç yıl öncesine dayanıyor. Sebze ve nar-meyveciliğinin sulaması damlama sulama yöntemiyle yapılmakta.
Doğuda Hacıkayası ve çevresindeki diğer küçük kayalık zirveler dikkatleri çekiyor. Hacıkayası'nın yüksekliği 600 metreyi geçiyor. Eskiden eteklerinde hacıların konakladığı veya bir şekilde bulunduğu han varmış. Sorduğum bir çoban böyle söylemişti. Gerçeklik derecesi hakkında fikrim yok. Yıllar önce Hacıkayası'na tırmanmış, ocak ayında yaptığım tırmanışta zirvesinde kardelenler görmüştüm. Çektiğim fotoğrafları hala durur. Hacıkayası'nın çevresi, 2008 ağustosundaki büyük yangında yanıp kül oldu.
Kuzeyde, DSİ'nin bir başka sulama alanı olan Bucak-Karataş sulama havzası görülüyor.Havzanın gerisinde, 2008'deki büyük yangından kalan çıplak, kesilmiş orman alanları bulunmakta. Oralardan batıya doğru genişlemekte olan yangın Ovacık Dağı(2003m)'na gelmeden söndürülebilmiş. Ovacık Antalya'ya Dağcılık İl Temsilcisi olmadan evvel çıktığım ilk dağ. 19 mayıs 1986'daki çıkışımızda Celal isimli çobanın rehberliğinde eski eşim Sema, DSİ şoförlerinden Ramazan Emir'le beraber Etler Köyü'nden çıkmış, bu çıkışı takiben yaptığım başvuru ile de 21 ağustos 1986'da Dağcılık Federasyonu'nun Antalya İl temsilciliği'ne atanmış, böylece oluşturduğum altyapıyla 1991'de, kısa adı TODOSK olan "Toroslar Doğasporları Kulübü" ortaya çıkmıştı(Bakınız Antalya Dağcılığının İlk Yılları
http://antalya_dagciliginin_ilk_yillari.sitemynet.com).
Aynı dağa 30 ağustos 1990'da tekrar tırmanmış, Prof Dr Necati Dedeoğlu, Nevin dedeoğlu, Günseli Akkuş, Adem Çetin,Nazif İçöz,Ali Serbest, Sema Bilgitekin, Hüseyin Tahtakın'ın bulunduğu ekiple zirvesine ikinci kez ulaşmıştım. 4 yıl önce zirveye bıraktığımız kutuyu ararken el ayası büyüklüğünde, simsiyah bir akreple karşılaşmamı hala unutamam. Hava çok sıcak olduğundan sularımız tükenmiş, geceyarısı 23.oo'de Etler'e döndüğümüzde bir köy evininin kuyusundan alel acele çekilen bir kova suyu neredeyse sonuna kadar içmiştim. Hüseyin Tahtakın TODOSK kurucu üyesidir.
Batıya döndüğümde gördüğüm zirveler Yumaklar-Katran Dağı(1386m) ile Etler-Akdağ(1508m) idi. Her iki zirveye de tırmandığımdan oralardaki anılarım gözlerimin önüne geldi. Çoban Soysal, yanımdaki Kamil Selçuk, Etler-Akdağ'ın zirvesindeki tarihi duvarı anımsadım.
Orman kulübesi ise 1993'e göre daha yeni durumdaydı. Açılan yol sayesinde yenilenen kulübede yaz aylarında kalan bekçiler, orman yangınlarına karşı uyarı amacıyla nöbet tutuyorlardı. İki katlı kulübenin üst katına çıktım. Kapısı kilitli olan üst odasında güzel bir döner koltuk, metal masa ve bir yatak vardı.
Daha sonra istenilen fotoğrafları çekmeye koyuldum. Güneydoğuda güneş parladığından o yöndeki Deniztepesi sulama havzaları pek istediğim gibi çıkmadı.
Geldiğim yoldan geri dönüp, beni bekleyen Edip karamık ve Bozkurt Kağan'ın yanına vardığımda, görev icabı da olsa Bozkaya ile yeniden buluşmanın keyfi içerisindeydim.








Bu yazı 711 defa okundu.




yorumlayorum ekle




Yorumlar


  henüz yorum yok



















Anket

Çalıştığınız Sektörde İyi Para Kazanıyor musunuz?

  • Evet
  • Hayır
  • İdare Edecek Kadar



   [ sonuçlar için tıklayın ]

SİTEDE HABER ARA